EKİM FUARI'NIN VERDİĞİ GÜÇLÜ MESAJLAR!

EKİM FUARI'NIN VERDİĞİ GÜÇLÜ MESAJLAR!

 

 

1986 yılında İTÜ Taşkışla’da başlayan İstanbul Mücevher Fuarı, bugün 32 yaşında… Birçok sektör firması, ilk ihracat siparişini bu organizasyonda verdi. Sektörün bugüne gelmesinde fuarın katkısı tartışılmaz. Burada önemli bulduğum için 11-14 Ekim 2018 Fuarı’ndan birkaç rakamı sizinle paylaşmak istiyorum.

Organizasyona katılan 800’ün üzerindeki firma ve marka, 119 ülkeden 18.953 ziyaretçiyi ağırladı. Biliyorsunuz Ekim Fuarı, daha çok ihracat odaklı ve stok eritme platformu olarak kurgulanmıştı. Son yıllarda ziyaretçi profilindeki dağılım da bu hedefin tutturulduğunu açıkça gösteriyor. Çünkü, 4 gün boyunca fuara gelen ziyaretçilerin yüzde 49’unu yurt dışından, yüzde 51’ini ise yurt içinden gelenler oluşturdu.

Müsaadenizle fuardan giriş yaparak başka bir noktaya dikkatlerinizi çekmek istiyorum. 2018 yılı ilk aylarından başlayarak Dubai’ye getirilen vergi nedeniyle bölgedeki toptancıların bir kısmı Kuyumcukent’e gelmişti. Bu tarihten itibaren tüm önemli merkezlerde Dubai’de ticaretin zayıflamasıyla piyasada oluşan boşluğu acaba İstanbul doldurabilecek mi? sorusu ciddi ciddi sorulmaya başlanmıştı. Konuyla ilgili ilk olumlu işaretleri, Mart 2018 fuarında fazlasıyla almıştık. Fuara, Körfez Bölgesi’nden katılımın geçmiş organizasyonlara göre yoğun olması, İstanbul’a Dubai rolünün verileceğine dair güçlü emareler olarak algılamıştık.

Bugüne gelirsek… Ekim 2018’in ülke ziyaretçi raporlarını incelediğimizde de Ortadoğu ve Körfez ülkelerinin İstanbul’a ve Türk mücevherine olan ilgisini net olarak görmek mümkün. Ekim organizasyonuna yurt dışından en fazla ziyaretçi; Suudi Arabistan’dan gelmiş. Bu ülkeyi sırasıyla İran, Cezayir, Irak, Lübnan, Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya ve Ürdün izlemiş.

Bitmedi.  Türkiye ve İstanbul’a yönelen ilgiyle alakalı bir diğer önemli gelişmeyi de aktarmak istiyorum. Mücevher İhracatçıları Birliği’nin (JTR) 25-28 Kasım 2018 tarihleri arasında Suudi Arabistan’ın Riyad şehrine sektörel bir dış ticaret gezisi düzenleyecek olması da İstanbul’un bu konumunu güçlendiriyor. 20 firmayla gerçekleştirilecek heyet gezisinde firmalarımız, Suudi Arabistan’ın önemli kurum ve kuruluşlarıyla bir araya gelerek sektörel ticaretin artırılmasını masaya yatıracak.

İstanbul, kuyumculukta Dubai olabilir mi?
Neden olmasın? Biz, daha ötesini hedefliyoruz. Sektörümüz, dünya lideri olacak potansiyele sahip. Zaten, mesleğimizi kamuoyunda temsil eden güzide kurumlarımızla bir süredir sektörümüzü dünya liderliğine taşıyacak yapının taşlarını döşemeye çalışıyoruz. Sakın, bugünkü sisli ortama kapılarak karamsarlığa düşmeyin. 95. yaşındaki ülkemizin de, sektörümüzün de geleceği oldukça parlak.

Biz, birlikte güçlüyüz!
Amerikalı ünlü düşünür H. Emerson Fosdick, birlikteliğin değerini aşağıda yer alan örnekte ne de güzel anlatıyor:

“Yaprağa soruyoruz; kendi kendince tamam mısın? Yaprak cevap veriyor: Hayır benim hayatım dallardadır, dala soruyoruz ve dal diyor ki, hayır benim hayatım köktekidir. Köke soruyoruz, cevap veriyor: Benim hayatım gövdede, dallarda ve yapraklardadır, dallardaki yaprakları koparırsanız ben ölürüm.”

 

Aynı yukarıdaki tanımlamada olduğu gibi biz de sektörümüzün diğer kurumlarıyla 19 Mart 2018 tarihinden itibaren tek vücut olduk, birlikte hareket ediyoruz. Attığımız her adımda birbirimizle haberleşiyoruz, hazırladığımız projelerde istişarelerde bulunuyoruz. Türk kuyumculuğunun ortak sorunları ve çözüm yolları konusunda defalarca bir araya geldik ve ortak bir rapor hazırladık.  İşte, bugüne kadar kapısını çaldığımız, ziyaret ettiğimiz tüm yetkililere kurumlar olarak birlikte gidiyor ve bu ortak raporumuzu sunuyoruz.

Bugüne kadar neler yaptık?
Yönetim olarak en önemli projemiz, sektörde ‘Birlik’ ve ‘Birliktelik’ ruhunu kurmaktı. Şükürler olsun ki bugün, İhracatçılar Birliği’nden İTO Kuyumculuk Komitesi’ne, TOBB Kuyumculuk Sanayi Meclisi’nden İSO Kuyumculuk Komitesi’ne Kapalıçarşı’dan Kuyumcukent Yönetimi’ne ve Vizyon Park’a kadar hepimiz aynı çarkın dişlileri ve aynı zincirin kopmaz halkalarıyız. Artık, geçmişte olduğu her kurum, aynı konu ve gündemleri ayrı ayrı Ankara’yı taşımıyor. Sorun neyse hep birlikte ucundan tutuyoruz ve aynı söylemle çözmek için kapıları aşındırıyoruz.

Dergimizin bu sayısında ayrıntıları bulacağınız için çok fazla detaya girerek sizi meşgul etmek istemiyorum. Ancak, birkaç noktaya dikkat çekerek yazımı bitirmek istiyorum.

Biz, 19 Mart’ta göreve geldik. Son 7 ayda ülkemizde yaşanan gelişmeler hepimizin malumudur. Seçim sürecinden daha da önemlisi ülkemiz, 25 Haziran’da yönetim sistemini değiştirdi. Taşlar, yerinden oynadı. Tam her şey yerli yerine oturacak derken, 10 Ağustos’ta başlayan dış kaynaklı ekonomik saldırıyla karşı karşıya kaldık. Ülkemizin ekonomide kurtuluş savaşı verdiği bu süreçten sektörümüz de olumsuz etkilendi.

Söz verdiğimiz gibi, sektör olarak kredi kartına taksit miktarlarının artırılması konusunda sonuca çok yaklaşmışken BDDK, piyasadaki sıkıntıları gerekçe göstererek kuyumculuğun da aralarında bulunduğu birçok sektörde taksitleri sıfıra indirme kararı aldı. Biz, bir yandan taksit miktarının yeniden geri gelmesi için çalışırken, diğer yandan bankalarla görüşerek ‘taksit’ yerine ‘kredi’ alternatif üzerinde yoğunlaştık. Ve bu konuda sonuca çok yaklaştık.

Değerli meslektaşım,
Ankara’da taşların yerine oturması ve bakanlıkta görev dağılımı yapıldıktan sonra sektörün temsil kurumlarıyla birlikte sorunlarımızın çözümü için yeniden görüşmelere başladık. Bu kapsamda, İKO Yönetimi, Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı, Ankara Kuyumcular Odası Başkanı ve İTO Kuyumculuk Komitesi üyeleriyle birlikte Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcıları Fatih Metin ve Gonca Yılmaz Batur’la bir araya geldik. Ortak toplantı ve görüşmelerimizin ikinci ayağını ise İstanbul’da Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nurettin Nebati’yle gerçekleştirdik. Bu görüşmelerde sektörümüzün çözüm bekleyen tüm sorunlarını dile getirme imkanı bulduk ve önemli aşamalar kaydettik. Saatler süren bu toplantılarda birçok sorunu gündeme getirdik ve çözüm konusunda hayli ilerleme kaydettiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim.

Bu noktada bir dipnot açmak istiyorum. Vaatlerimiz arasında yer alan sektöre özel sigorta paketi konusunda fuarda sigorta firmalarıyla protokolü imzaladık. Güvenlik projesinde önümüzdeki haftalarda yeni bir süreci başlatıyoruz. Ayar denetimlerimizi hızlandırdık, bu denetimlerde kayıt dışı çalışan firmalara da gereken uyarı ve ikazlarımızı yapıyoruz. Üyelerimize tanıtım ve pazarlama konusunda destek olmak amacıyla dev bir projeyi hayata geçiriyoruz.

Malumunuz olduğu üzere ilk aylarda bizi en çok meşgul eden konu, geçmiş yönetimden kalan yüklü borçlardı. Sizin güçlü desteğiniz ve yanımızda durmanızla bu sıkıntıyı geride bıraktık. Oda’mıza ve dergimize destek veren tüm kurum ve kuruluşlara tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Biz, sorunların farkındayız. Aranızdan birileri olarak çözümün de ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Bize güvenin, diğer kurumlarla birlikte tarihimizde görülmemiş şekilde kenetlendik. Bu birliktelik devam ettiği sürece Allah’ın izniyle çözemeyeceğimiz bir sorun da olmayacaktır.

“Bir araya gelmek başlangıçtır, bir arada durabilmek ilerlemedir, birlikte çalışmak başarıdır.”

 

Henry Ford